Op.Dr.Hüseyin Topçu
Meme Kanserleri
Meme kanseri, memeyi oluşturan süt bezleri ve meme başına
uzanan süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen bir
tümöral oluşumdur. Bu kontrolsüz çoğalma sadece süt kanalları içinde sınırlı
kalırsa, kanal içi kanser yani “duktal karsinoma in-sutu” (DCIS) adını alır.
Kontrolsüz çoğalan tümör hücreleri, meme süt kanalının yani duktusların
duvarını aşarsa, “invaziv meme kanseri” nden bahsederiz.
Meme kanseri %12,5 oranındadır. Yani her 8 kadından birinde
görülüyor. Meme kanserinin erken teşhisi ise tedavinin başarısı açısından
hayati önem taşıyor. Meme
kanseri tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz kadınlarında da en sık karşılaşılan
kanser türüdür. Ülkemizde her 8 kadından birisi yaşamının bir aşamasında meme
kanserine yakalanmaktadır. Ergenlik çağına ulaşan genç bir kızda meme,
kadınlığın ve cinselliğin simgesiyken, doğumdan sonra anne olduğunda ise,
bambaşka bir işlev kazanır. Emzirmekle insanlığın var oluşunun ilk şartlarından
birini yerine getirmekle, yani beslemekle kalmaz, anne ile bebeğin iletişimini
sağlayan çok önemli bir duygusal bağ oluşturur.
Özellikle bizim gibi toplumlarda, toplumsal tabular
yüzünden, meme ve sağlık arasındaki bu ilişki yeterince açık bir şekilde ele
alınamadığı için, maalesef bu kutsal varlılarımız (analarımız, bacılarımız,
karılarımız ve kızlarımız) meme kanseri karşısında bilinçsiz ve çaresiz
bırakılmaktadırlar. Sonuç olarak, meme
kanseri kadınlarımızın tedavisinde gecikmelere ve yetersiz tedavilere sebebiyet
vermektedir. Günümüzde tıptaki gelişmeler sayesinde meme kanseri tedavisi
mümkün olan bir hastalıktır, sadece geç kalındığı takdirde tedavi zorlaşmakta
ve başarı şansı düşmektedir. Bu nedenle meme kanseri olmaktan değil geç
kalmaktan korkmalıyız.
Tüm dünya meme kanseriyle bir savaş açmış durumda. Amerika ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerdeki
kadınların meme kanseri ile savaşta izledikleri belirli ilkeleri mevcuttur.
Bizim kadınlarımızın yaşamları da en az Avrupalı kadınların yaşamları kadar
değerlidir. Bizim yapmamız gereken meme
kanser tarama, tedavi ve takiplerinde bu gelişmiş ülkeleri takip etmeliyiz.
Tüm kansere bağlı ölümlerde meme kanseri 2. sırada yer alır.
2021 yılına kadar tüm dünyada en sık görülen kanser akciğer kanseri iken; 2021
yılında tüm dünyada en sık görülen kanser meme kanseri olmuştur. Meme kanseri
kadınlar arasında en sık görülen kanserdir. Bunu ikinci sıklıkla kadınlarda
tiroid kanserleri izler. Meme kanserinin, yıllar içinde görülme sıklığındaki
artışa rağmen, günümüzde hızla gelişen tedavi seçenekleri ve meme kanserinde
gelişen araçlarla, erken tanı sayesinde “ölüm oranında” giderek görülen
azalma dikkat çekicidir. Meme kanseri günümüzde, yakalandığı evreye göre
tedavi başarısı hızla artan, tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünyada
her yıl 1 milyon yeni meme kanseri olgusu görülmektedir. Tüm kadın meme
kanserlerinin %18’ ini oluşturur, yaşamı boyunca her sekiz kadından birinde
meme kanseri ortaya çıkar ve görülme sıklığı yaşla artış gösterir.
Geliştirilen yeni tedavi yöntemleriyle, hastalığın ileri
aşamalarında da yaşam süresi uzamakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Meme
kanserinin biyolojik davranışındaki, moleküler ve genetik seviyedeki
araştırmalar ve ilerlemeler, hedefli tedavi seçeneklerini artırmış, akıllı
ilaçları çoğaltmıştır. Bu da tedavi başarısını artırırken, meme kanserine bağlı
ölümleri azaltmaktadır.
Meme kanseri belirtisi: Meme kanserinin en önemli belirtisi
memede kitle hissedilmesi, kendiliğinden oluşan meme başından koyu renkli
akıntı, meme derisinde çekintinin oluşması ve memedeki yeni oluşmuş bir şekil
değişikliğidir.
Meme Kanserleri Neden Olur?Genetik Faktörler: Aile öyküsünde meme kanseri olan bireylerde risk artabilir.
Hormonal Faktörler: Östrojen ve progesteron gibi hormonların seviyelerindeki değişiklikler meme kanseri riskini artırabilir.
Yaş Faktörü: Yaş ilerledikçe meme kanseri riski artar.
Diğer Faktörler: Şişmanlık, alkol tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı gibi faktörler meme kanseri riskini artırabilir.
Meme kanserinde erken yakalayabilmek için yapılması
gerekenler;
- Yukarıda belirtilmiş olan meme kanseri bulguları olan
kadınlarımızın zaman kaybetmeden bir an önce meme alanında uzmanlaşmış bir
genel cerrahi uzmanına başvurmalıdır.
-Meme kanseri belirtileri olmayan kadınlarımızın kendilerine
uygun olan tarama programlarına uymaları gerekmektedir. Meme kanseri
taramasında en çok kullanılan işlemler;
1- Meme muayenesi,
2-Mamografi filmi,
3-Meme ultrasonu.
Kadınlarda Meme hastalıklarınal tarama ve muayene yaklaşımı-20 yaş üstü
tüm kadınların meme muayenesi ve gerekli ise ultrason
-20-40 yaş
arası 2-3 yılda bir muayene ve gerekli ise diğer tetkikler
-40 yaşının
üstündeki hastalarda meme kanseri riski yoksa 1-2 senede bir tarama yapılmalı
-Meme
kanserine yakalanma riski olan hastalarda bu tarama daha erken yaşlarda
başlayabilir.
-Memesindeki bir lezyondan dolayı şüpheli bir durum varsa
takip eden doktorunun belirleyeceği daha kısa zaman aralıkları ile takip
edilmelidirler.
Meme kanseri tanısını koymada geç kalmak istemiyorsak bu
tarama programına uymamız gerekmektedir. Meme kanseri tanısını erken koyabilmek
ve sizin hayatınızı kanserden koruyabilmemiz için meme taramalarınızı zamanında
yaptırın ki meme kanseri ile savaşı kazanabilesiniz.
Meme anatomisi ve işlevi:İnsanlarda ve tüm memeli hayvanlarda yaşamın ilk aşamasında
vazgeçilemez bir öneme sahip olan besin maddesini yani sütü salgılayarak
insanlığın beslenmesini sağlayan bezlerdir. Her memenin 15-20 adet lob denilen
bölmeleri vardır. Her bir lob ta çok sayıda lobül denilen daha küçük birimlerin
birleşmesi ile oluşur. Lobüllerin içerisinde süt üreten bezler mevcuttur. Bu
bezlerde üretilen süt ince kanallardan geçerek meme başına doğru akar. Lobül ve kanalların arasını yağlar doldurur.
Memeler aynı zamanda lenf denen renksiz sıvıyı taşıyan lenf kanallarını da
içerir. Bu kanallar lenf bezleri ile iştirak halindedir. Lenf bezleri memedeki
bakteri, kanser hücreleri ve diğer zararlı bileşenleri tutarak bariyer
oluşturmaya çalışır.
Bu resimlerde memenin süt yapmasına yarayan üniteleri,
memenin yanındaki lenf kanallarıyla ve lenf bezlerini görülmektedir.
Meme kanseri nedir?Tüm kanser dokularında olduğu meme kanserinde de hücreler
kontrolden çıkarak kontrolsüzce çoğalmaya başlar. Bu şekilde hızlı ve
kontrolsüz olarak çoğalan hücre kümesi ya muayenede yumru olarak elle
hissedilir veya görüntüleme yöntemlerinde görünür hale gelirler. Eğer bu
tümörlü oluşum çevre yapılara invaze olursa veya uzak organlara sıçrama yaparsa
buna malign (kötü huylu) tümör (meme kanseri) denilmektedir. Meme kanseri tüm
kadınlarda görülebileceği gibi nadir de olsa erkeklerde de görülebilir.
Vücudun herhangi bir bölgesindeki hücre kanser hücresine
dönüşüp vücudun başka yerine yayılabilir.
Meme kanseri memenin farklı alanlarından oluşabilir. Meme
kanseri en çok memede süt taşımaya yarayan meme kanallarından meydana
gelmektedir (duktal kanser). Bazı
kanserler ise süt salgısı yapan lobüllerden meydana gelmektedir (lobular kanser). Bunların dışında da kanser
gelişebilmektedir fakat nadir olarak karşılaşılmaktadır. Bu kanserler memenin
sarkomu veya lenfoması gibi.
Memede oluşan yumruların çoğu iyi huyludur ve kanser
değildir. Memede oluşan bu iyi huylu tümörler normal oluşum değildir fakat
başka organlara invazyon yaparak hayatı kısaltan kanser hastalığı da değildir.
Memede oluşan bu iyi huylu hastalıkların bazıları meme kanseri oluşma riskini
artırabilirler.
Memede fark edilen her türlü kitle veya yumru meme konusunda
uzman bir cerrah tarafından mutlaka
değerlendirilmelidir
Meme kanseri nasıl yayılır?En çok lenf sistemi ile yayılır. Lenf sistemi tüm vücutta bulunan lenf bezi, lenf sıvısı ve lenf damarlarından oluşmaktadır. Lenf bezleri bezelye şeklinde küçük oluşumlardır, birbirleri ile lenf damarları ile bağlantı oluştururlar ve vücudun savunma sisteminde görev alırlar.Kanser hücrelerin de bu lenf bezlerine sıçramalar göstererek tüm vücuda yayılırlar.
Memenin lenf sistemleri :· Koltuk altı lenf bezleri
· Köprücük kemiği civarındaki lenf bezleri
· Sternum altındaki lenf bezleri
Eğer bir kanser lenf bezine sıçramış ise bu vücudun diğer
bölgelerine de sıçramış olabileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle kanserin
ne kadar yayıldığını anlamanın en iyi yollarından bir tanesi memenin lenf
bezlerinin çıkarılarak incelenmesidir.
Meme kanseri tipleri nelerdir?
Meme kanseri mikroskop altında kanser hücresinin görünümüne
göre sınıflara ayrılabilir.
Çoğu meme kanseri epitel hücresinden çoğalan karsinomadır.
Bunların dışında memenin bez hücrelerinin dışındaki yag ve destek hücrelerinden
de kanser gelişebilir bunlar sarkomlardır. Bazen de kombinasyon şeklinde
olabilir.
Hormon reseptör taşıyanlar ve taşımayanlar diyede
sınıflanabilirler.
Duktal karsinoma in situ (DKİS): Süt kanallarını örten
hücrelerin kanser hücresine dönüşmesi ile oluşmaktadır. İnvaziv meme kanseri
ile DKİS arasındaki fark buradaki kanser hücreleri süt kanalının duvarını
geçerek çevre dokulara yayılmaması ve uzak organlara sıçramamasıdır. DKİS
invazif olmayan fakat invaziv hastalık öncesi bir evre olarak düşünülebilir.
Hangi DKİS hastasının kansere döneceği net olarak bilinmemektedir.
Meme kanserlerinin %20 si bu evrede yakalanmaktadır ve bu
evrede yakalanınca kanserden tamamen kurtulabilmektedir.
İnvaziv duktal karsinoma:
Bu meme kanserleri içerisinde en yaygın olanıdır. Süt kanalı içerisinde başlarlar. Ve sonrasında süt kanalı duvarını aşarak çevre dokulara yayılırlar. Bu aşamada lenf sistemi veya kan dolaşımı ile vücudun diğer taraflarına da sıçrayabilirler. Meme kanserlerinin %80’ini oluşturmaktadır.
İnvaziv lobüler karsinoma:Süt üreten lobüllerden başlar ve invaziv duktal karsinom da
olduğu gibi tüm vücuda yayılabilir. Bu kanserlerin mamağrafide (meme filmi)
tespit edilmeleri daha zordur. Meme kanserlerinin %10’unu oluşturmaktadır.
Daha az sıklıkla karşılaşılan meme kanserleri
İnflamatuvar meme kanseriMeme kanserlerinin %1-3 kadarını oluşturmaktadır. Genellikle memenin derisinde bir kızarıklık ve ısı artışına neden olurlar ve memenin enfeksiyonları ile karıştırılırlar. Memenin derisinde portakal kabuğu görünümü oluştururlar. Tanıyı kesinleştirmek için biyopsi şarttır. Mamografi bu hastalarda net bir bilgi vermeyebilir. Bu hastalık çok hızlı yayılma eğilimindedir ve sonuçları kötüdür.
Meme başının Paget hastalığı:
Çok nadir bir meme kanseri türüdür (%1 civarında). Bu meme kanseri süt kanallarında başlar ve oradan meme başına ve oradan da areolaya yayılır. Areola ve meme başında tahriş ve soyulma mevcuttur. Hasta meme başında ve areolada yanma ve kaşıntı hisseder.
Paget hastalığı genellikle DKİS ile ve invaziv duktal karsinoma ile birliktelik gösterir. Tedavi genellikle memenin alınmasını gerektirir.
Filloides tümörü.
Bu çok nadir karşılaşılan ve memenin destek dokusundan kaynaklanan bir tümördür. Bu tümörler genellikle iyi huyludur. Bu iyi huylu tümörün tedavisinde geride tümör dokusu hiç bırakmayacak şekilde bir miktar sağlam meme dokusu ile birlikte cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Çok nadirde olsa kötü huylu olabilirler bu durumda daha geniş olarak çıkarılır veya memenin tamamı alınabilir. İyi huylu filloides tümörlerinde cerrahiden başka tedaviye gerek yoktur. Kötü huylu filloides tümörde sarkomlara verilen kemoterapi verilebilir.
Kan damarlarından veya lenf damarlarından kaynaklanan bir kanseridir. Bu hastalık çok nadiren meme içerisinde de görülebilir. Genellikle daha önce uygulanmış olan bir radyoterapi sonrasında gelişmektedir. Bu genellikle rayyoterapiden 5-10 yıl sonra çok nadiren görülen bir durumdur. Çok hızlı yayılırlar. Tedavisi tüm sarkom tedavileri ile aynıdır. Cerrahi tedavi çok önemlidir.
Tüm dünyada kadınlarda en çok karşılaşılan bir kanser hastalığıdır. Her 8 kadının 1 inde hayatının bir evresinde meme kanseri görülmektedir..
2000 yılından sonra meme kanseri insidansında bir miktar azalma oldu bunu da menapoz sonrası hormon terapisini kullanan hastanın azalmasına bağlanmaktadır.
Kadınlarda meme kanserine bağlı ölümler akciğer kanserlerinden sonra ikinci sıradadır. 1989 yılından sonra meme kanserine bağlı ölümlerde belirgin bir düşüş görüldü bunun sebebi olarak ta meme kanseri tarama programları ile meme kanserini çok erken yakalayıp tedavi ediliyor olmasıdır.
Memenin veya koltukaltında bir kitle veya kalınlık.
Adet döneminden hemen önce daha çok belirginleşen ve âdetten sonra kaybolan veya boyutça küçülen yumrular hemen her zaman önemsizdir. Menopoz öncesi yaşlarda bu tür değişikliklerin daha sık görülme eğilimi vardır. Memede veya koltuk altında giderek büyüyen ve belirginleşen bir yumru varsa veya daha öncesinde olmayan yeni bir yumru fark edilmişse mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir. Bu yumrunun fizik muayenesi yapılmalı ve ultrasonografi ile değerlendirilmesi ve hatta mamografi çekilmesi, ayrıca gerekli ise sıvı veya doku örneği alınarak incelenmesi gerekmektedir.
-Memenin boyutunda ve şeklinde bir değişiklik
-Meme ucunun içeri dönmesi
-Meme derisinin ya da ucunun pullu, kırmızı yada şiş olması,
-Meme başındaki, çeşitli kremler kullanılmasına karşın ortadan kalkmayan, pullu, bazen kaşıntılı döküntüler iyi huylu olabilir. Ancak bunların Paget hastalığı adı verilen, nadir bir meme kanserine bağlı olma olasılıkları da vardır. Memenin Paget hastalığı genellikle bir döküntü ile başlar. Zamanla, meme başına akan süt kanalları boyunca büyüyebilir. Erken yakalanırsa tedavi edilebilir. Steroidli kremlerle tedavi edildiğinde ortadan kalkan döküntülerin ciddi olmadıkları söylenebilir. Herhangi bir şekilde döküntünün tekrar ortaya çıkması veya kaybolmaması durumunda doktorunuzun biyopsi önerisi iyi bir fikirdir.
Meme ucu akıntısı
Özellikle erken evre meme kanserler kendini ağrı ile göstermez. Ama yine de ağrının nedeni belirlenmeye çalışılmalı ve tedavi edilmelidir.
İnsanlarda hastalığın belirtileri yokken yani kişi kendini tamamen sağlıklı hissederken kanser varlığını aramak için yapılan muayene ve testlere tarama denir. Tüm kanserlerde özellikle meme kanserinde erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Meme kanseri ne kadar erken yakalanırsa tedavi şansı o kadar yüksektir. Meme kanseri taramasındaki amaç, kanserlerin belirtilere yol açmadan önce bulunmasıdır. Meme kanserinin boyutu ve ne kadar uzağa yayıldığı hastanın durumunun belirlenmesindeki en önemli faktörlerdir. Meme kanserlerinin erken saptanmasını sağlayan testler her yıl binlerce yaşamı kurtarmaktadır. Aşağıdaki yönergeler meme kanserinin erken tanı ve başarılı tedavi şansını arttırmaktadır.
Meme Kanserinin de Erken Tanı koyabilmek için aşağıdaki ilkelere uymak gerekmektedir.
Meme kanseri belirtisi bulunmayan kadınlarda Amerikan Kanser Derneği aşağıdaki ilkeleri önermektedir:
Mamografi: Kırk yaş ve üzerindeki kadınların her yıl mamografi çektirmeleri.
Klinik meme muayenesi: Yirmili ve otuzlu yaşlardaki kadınların tercihen üç yılda bir düzenli meme muayenesi yaptırmaları gerekir. Kırk yaşından sonra ise her yıl meme muayenesi yapılmalıdır.
Yüksek riskli kadınlar: Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan kadınlarda mamografilere daha erken yaşlarda başlanması, ek tetkikler yapılması veya daha sık muayene yapılması gerekmektedir.
Mamografiler.
Memenin röntgen filmi olarak düşünülebilir. Çok basit ve çok etkilidir. Mamografi çekimi esnasında meme 2 plaka arasında sıkıştırılarak dokunun düzleştirilmesi ve yayılması sağlanır. Bu basınç sadece birkaç saniye sürmektedir. Biraz rahatsızlık verse de iyi bir görüntü elde etmek için gereklidir. Birçok kişi x ışınlarına maruz kalmaktan çekinse de, mamografilerde kullanılan düşük düzeydeki radyasyon meme kanseri riskini arttırmaz.
Meme Muayenesi
Meme muayenesi; Memenizin bir uzman tarafından muayene edilmesidir. Bu muayene için belden yukarıdaki tüm giysilerinizi çıkarmanız gerekir. Muayenede ilk önce her iki memenizde görünüş olarak bir anormallik var mı veya iki meme arasında bariz bir fark var mı diye bakılır. Daha sonra, iki veya üç parmağının iç kısmını yavaşça dokunarak, dairesel hareketlerle memelerinizde yumru olup olmadığına bakacaktır.
Meme Kanseri Şüphesi Varsa
Meme kanseri olduğunuzu düşündürecek bir durum varsa bu durumu aydınlatmak için testler yaptırmanız gerekir. Öncelikle iyi bir hikaye ve fizik muayene yapıldıktan sonra aşağıdaki testlerden gerekli olanlar yaptırılır.
Görüntüleme Testleri
Mamografiler: Hem tarama hem de tanı amacı ile kullanılmaktadır. Şüpheli bir alan görülürse biyopsi yapılması gerekir. Mamografide şüpheli bir alan görülmese de, muayenede bir yumru olması durumunda ultrason yapılmalı ve eğer kist değilse biyopsi yapılması gerekmektedir. Mamografiler genç kadınlarda daha az etkindir. Hamile veya emziren kadınlar için de aynı durum geçerlidir.
Meme ultrasonu: Ultrason, ses dalgaları kullanılarak çalışan bir cihazdır. Ultrason, mamografi ile birbirlerini tamamlamaktadır. Yaygın olarak kullanılmakta, ucuz, kolay ve hastaya getirdiği bir risk yoktur. Ayrıca, iğne ile sıvı çekilmesine gerek kalmadan kist ile katı kitleler arasında ayırım yapma olanağı sağlar.
MRG (manyetik rezonans görüntüleme): Radyo dalgaları ile çalışmakta MRG'de x ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Bilgisayar aracılığıyla bu dalgalar son derece detaylı bir görüntü haline getirilir. Mamografilerde bulunan kanserlerin veya meme kanseri riski yüksek kadınların incelenmesinde özel MRG türleri kullanılabilir. Bu yöntemle küçük kanserlerin bulunmasının gerçekten hayat kurtarıcı olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Durumunuz hakkında doktora daha fazla bilgi verebilecek bazı başka testler de bulunmaktadır. Bu testlerden birini yaptıracak iseniz, çekinmeden doktorunuzdan size test ile ilgili açıklama yapmasını isteyiniz.
Meme Biyopsisi
Testler meme kanseri olabileceğinizi gösteriyorsa biyopsi yapılır. Kesin olarak öğrenmenin yolu biyopsi yaptırmaktır. Bu işlem sırasında, ilgili alandan hücreler alınarak laboratuvarda incelenir. Birçok biyopsi türü vardır. Doktorunuz sizin için en iyi olanı seçecektir.
-İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB): Bu testte, çok ince bir iğne kullanılarak yumrudan sıvı çekilmeye çalışılır. İğneyi yumruya isabet ettirmek için doktorunuz ultrason kullanabilir. Bölge uyuşturulabilir veya uyuşturulmayabilir. Bazen anestetik madde verilme işlemi biyopsinin kendisinden daha çok rahatsızlık verebilir. Çekilen sıvı berrak ise yumrunun iyi huylu kist olma olasılığı yüksektir. Kanlı veya bulanık sıvı kist anlamına gelebileceği gibi nadiren kanser de olabilir. Eğer yumru katı ise, küçük doku parçaları alınır. Bu parçalara mikroskop ile bakılarak kanser olup olmadığı incelenir. Biyopsi net bir sonuç vermediği takdirde veya doktorunuz hâlâ emin değilse, ikinci bir biyopsi veya farklı türde bir biyopsi yapılması gerekebilir.
-Stereotaktik kalın iğne biyopsisi: Bu testte kullanılan iğne, ince iğne biyopsisinde kullanılandan daha kalındır. Birkaç doku parçası almak için kullanılır. Biyopsi hastaneye yatmadan, lokal anestezi (o bölge uyuşturulur) ile yapılır.
-Cerrahi biyopsi: Bazen mikroskopla incelemek için yumrunun bir kısmı veya tamamının çıkarılması için cerrahi uygulanması gerekir. Tüm yumrunun etrafındaki bir miktar normal doku ile birlikte çıkarılması gerekir. Bu işlem genellikle hastaneye yatmadan gerçekleştirilir. Lokal anestezi uygulanır, ayrıca gevşemeniz ve işlemi fark etmemeniz için sakinleştirici de verilebilir. Doktorunuza ne tür biyopsi yapılacağını ve işlem sırasında ve sonrasında nelerle karşılaşabileceğini sorunuz.
Biyopsi örnekleri östrojen (ER) veya progesteron (PR) gibi bazı hormonlara ait reseptörler bulundurup bulundurmadıkları açısından da incelenebilir. Eğer reseptör varsa genellikle ER-pozitif veya PR-pozitif olarak adlandırılır. Bu tür kanserlerin, reseptör bulunmayan türlerden daha iyi sonuçlanma eğilimi vardır çünkü hormon tedavisine daha iyi yanıt verirler. Her 3 meme kanserinden 2'sinde bu reseptörler bulunur.
Kanserin büyüme hızı ve en iyi sonuç verecek tedavinin belirlenmesi için de başka laboratuvar testleri yapılabilir.
Meme Kanseri Yayılımını Bulmak İçin Kullanılan Testler
Akciğer filmi:
Kanserin akciğerlere yayılıp yayılmadığını görmek için bu tetkik yapılabilir.
Kemik sintigrafisi:
Bu tetkikle kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığı görülebilir. Hastaya düşük dozda radyasyon verilir. Kemik, radyasyonu tutarak filmde "sıcak nokta" şeklinde yapıların belirmesine yol açar. Bu sıcak noktalar kanser olabilir; ancak, artrit gibi başka sorunlar da bu duruma yol açabilir. Bu nedenle sıcak noktaların röntgen filmlerinin çekilmesi gerekebilir.
BT özel bir röntgen türüdür. Çeşitli açılardan birçok görüntü alınır. Bu görüntüler bilgisayarda birleştirilerek, iç organların detaylı bir görüntüsü oluşturulur. Kanserin karaciğer veya diğer organlara yayılıp yayılmadığının gösterilmesinde bu tetkikten yararlanılabilir. Ayrıca, biyopsi iğnesinin şüpheli bölgeye yerleştirilmesinde kılavuz olarak da kullanılabilir.
MRG'de x ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Beyin ve omuriliğin görüntülenmesi için bu tetkikten yararlanılabilir. BT'den biraz daha rahatsızlık verici olabilir çünkü biraz daha uzun sürer ve çekim sırasında dar bir bölmeye girmeniz gerekir. Ayrıca makinenin çıkardığı yüksek sesten de rahatsız olabilirsiniz. Bazı merkezlerde kulaklıktan müzik dinletilerek bu gürültü bastırılmaya çalışılır.
Bu tetkikte radyoaktif atom bulunduran bir tür şeker kullanılır. Kanser hücreleri bol miktarda şeker emerler. Böylece özel bir kamera ile bu hücreler görüntülenebilir. Doktor, kanserin yayıldığını düşünüyor ancak nereye yayıldığını bilmiyorsa PET tetkiki yapılabilir. Ayrıca lenf bezleri alınmadan önce kanser kontrolü yapılması için de kullanılabilir. Bazı yeni cihazlar aynı anda hem PET hem de BT yapabilmektedir. Doktorunuzun sizin için en iyi tedaviye karar vermeden önce yapılabilecek başka testler de vardır. Yapılan diğer testler konusunda doktorunuza soru sormaktan çekinmeyiniz. Kanser saptandığında artık hastalık hakkında bilgi almanın zamanı gelmiş demektir. Önce biyopsi, ardından başka testler yapılır ve daha sonra tedavi kararı verilir. Hareket tarzını seçmeden önce doktorunuzla ve ailenizle görüşecek zamanınız vardır. Apar topar tedaviye başlamanın gereği yoktur. Sizin için en iyi tedavi seçeneği hakkında karar vermeden önce ikinci kez düşünmelisiniz.
Meme Kanserleri Nasıl Tedavi Edilir?
Meme kanseri olan hastalar hastalıklarının detayı ve tedavi seçenekleri hakkında her şeyi öğrenmek istemeleri en doğal haklarıdır. Yapılacak tedavi seçimlerinde doktoru ile birlikte aktif rol oynamaları gerekir.
Kanserin ilk tanısından sonraki dönemde yaşanan şok ve stres, erken dönemde hastalıkla ilgili sorulacak soruları düşünmeyi zorlaştırabilir. Bu nedenle hastanın randevudan önce merak ettiği konuları bir yere not almalı ve randevu esnasında bunları sormalı ve aldığı cevaplarımda kısaca kaydetmelidir.
Tedavi Yöntemleri
Meme kanseri olan hastalara uygulanan tedaviler birçok gruba ayrılabilir;
1) Primer Tedaviler: Meme kanserini tedavi etmeye yönelik yaklaşımlar; birçok seçenek var. Bunlar ameliyat
kemoterapi, radyoterapi, hormon terapisi ve biyolojik terapi.
Bu tedavilerden hangilerinin uygulanacağı hastaya ve kanserin cinsine ve evresine bağlıdır.
Kanser tedavisi ya lokal tedavi ya da sistemik tedavi olur.
Sistemik tedavi: Kemoterapi, hormon terapisi ve biyolojik tedavi sistemik tedavilerdir. Kana girip tüm vücutta kanseri kontrol eder ya da yok ederler. Meme kanseri olan bazı kadınlar radyoterapi veya ameliyattan önce tümörü küçültmek için sistemik tedavi görürler. Diğerleri ameliyat ve/veya radyoterapiden sonra kanserin yeniden oluşmasını önlemek için sistemik tedavi görürler. Sistemik tedaviler yayılmış kanser için de yapılır.
Birçok kadın tedavinin yaşam biçimini nasıl değiştireceğini bilmek ister. Tedavi sırasında ve sonrasında nasıl gözükeceklerini bilmek isterler. Doktor, tedavi seçeneklerini, yan etkileri ve tedavinin beklenen sonuçlarını anlatmak için en iyi kişidir. Her kadın, doktoruyla ihtiyaçları ve kişisel değerleriyle örtüşecek bir tedavi planı oluşturmak için birlikte çalışabilir.
Ameliyat
Ameliyat, meme kanseri için en yaygın tedavidir. Birçok ameliyat çeşidi var. (Aşağıda resimlerini görebilirsiniz.) Doktor, her türdeki ameliyatın yarar ve risklerini ve kadının dış görünümünü nasıl değiştireceğini açıklayabilir.
Memenin tamamının alınmadığı ameliyat(Meme koruyucu cerrahi): Kanserin alındığı ancak memenin alınmadığı operasyona meme koruyucu ameliyat denir. Ayrı bir kesi ile cerrah, çoğunlukla lenf sistemine kanser hücrelerinin girip girmediğini anlamak için koltukaltındaki lenf bezlerini çıkarır. Koltukaltındaki lenf bezlerinin çıkarılma işlemine koltukaltı lenf bezi diseksiyonu denir. Memenin alınmadığı ameliyattan sonra, memede kalmış olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için radyoterapi uygulanır.
Mastektomi: Memenin koltukaltı lenf bezleri ile alındığı operasyona mastektomi denir. Evre I. ve II. meme kanserinde meme koruyucu cerrahi (radyoterapiyle birlikte) ve mastektominin sonuçlarının aynı olduğunu göstermişlerdir.
Sentinel lenf bezi biyopsisi
Sentinel lenf bezi nöbetçi lenf bezi anlamına gelir. Meme
kanserinde ilk kanser sıçramasının beklendiği lenf bezidir. Radyoaktif madde ve
mavi boya kullanarak bu lenf bezlerinin işaretlenip cerrahi sırasında küçük bir
ameliyat kesisi ile çıkarılmasıdır. Buradan çıkarılan dokular incelenir ve
kanser yoksa işlem sonlandırılır.
Ameliyattan önce hastalar doktoruna aşağıdaki soruları
sorabilirler:
-Bana hangi tip meme ameliyatı seçenekleri uygun.
En uygun olan seçenek sizce hangisi?
-Bu ameliyatın bana getireceği riskler nelerdir?
-Bana önerdiğiniz bu ameliyatın avantaj ve dezavantajları
nelerdir?
-Koltuk altı Lenf bezlerim alınacak mı? Ne kadar alınacak?
Neden?
-Operasyondan sonra beni neler bekleyecek, nasıl
hissedeceğim? Hastanede ne kadar kalacağım?
-Eve gittiğimde yapmam gerekenler neler?
-Ameliyat bölgesine nasıl bakacağım?
-Uymam gereken bir diyet var mı?
-Kullanmam gereken bir ilaç var mı?
-Ameliyat yaram nasıl olacak, daha sonra düzeltilme şansı
var mı?
-Düzeltici estetik operasyonu ne zaman olabilirim?
-Ameliyattan sonra yapmam gereken bir egzersiz programı var
mı?
-Normal aktivitelerime ne zaman geri dönebilirim?
Koltuk altı (Aksiller) diseksiyonu: Koltuk altı diseksiyonu meme
kanserinin ameliyatında çok önemli aşamalardan birini oluşturmaktadır. Meme
kanserin koltuk altına yayılıp yayılmadığı, yayıldı ise ne kadar yayıldığının
anlaşılması için bu ameliyat yapılır. Ameliyatın dışında hastanın alması
gereken tedavilerin ( kemoterapi, radyoterapi gibi) belirlenmesinde kanserin
koltuk altına olan yayılımı çok önemlidir.
Radyoterapi
Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlar verilerek kanser
hücrelerinin öldürülmesi veya küçültülmesidir. Radyoterapinin birkaç çeşidi
mevcuttur. Radyasyon vücut dışından uygulanabileceği gibi, tümörün içine
radyoaktif madde de yerleştirilebilir.
Radyoterapi, cerrahiden sonra memede, göğüs duvarında veya
koltuk altı bölgesinde kalan kanser hücrelerini yok etmek için kullanılmasının
yanında, daha az sıklıkla ameliyati öncesinde tümörün küçültülmesi için de
uygulanabilir.
Radyoterapiye, ameliyattan yaklaşık 4 hafta sonra başlanır.
6 veya 7 hafta boyunca haftanın 5 günü devam edilir. Her uygulama birkaç dakika
sürer. Tedavinin kendisi ağrısızdır.
Radyoterapinin en önemli yan etkileri memede şişlik ve
ağırlık hissi, tedavi uygulanan bölgede güneş yanığı benzeri değişiklikler ve
halsizliktir. Meme dokusu ve ciltte meydana gelen değişiklikler genellikle 6
ile 12 ay sonra kaybolur. Bazı kadınlarda ise radyoterapiden sonra meme daha
küçük ve daha sıkı hale gelir. Hamilelik sırasında radyoterapi uygulanmaz.
Kemoterapi (Kanser hastasının ilaç tedavisi): Kemoterapi,
kanser hücrelerini öldüren ilaçların damar yoluyla veya hap şeklinde
uygulanmasıdır. Bu ilaçlar kan dolaşımına girerek tüm vücuda dağılırlar,
böylece uzak organlara yayılan kanserlerin tedavisini sağlarlar. Bu ilaçlar
kanser hücrelerini öldürürken bazı normal hücrelere de zarar verebilirler, bu
da yan tesirlere yol açar.
Meme kanseri çok erken evrelerde bile kan ve lenf yolu ile
tüm vücuda yayılabilir. Bu yayılan hücreler çok küçük olmaları nedeni ile
hiçbir tetkikte fark edilmeyebilir.
Ancak, büyümeye devam ederlerse vücudun başka bölgelerinde yeni tümörler
oluşmasına yol açabilirler. Bu hücreleri bulup ortadan kaldırmak için tüm
vücuda sistemik tedavi uygulanmalıdır. Bu amaçla uygulanan tedavilerin başında
kemoterapiler gelmektedir.
Erken evre meme kanserlerinde cerrahiden sonra kemoterapi
uygulanması, meme kanserinin yineleme olasılığını azaltır. Kanserin zaten meme
ve koltuk altı bölgesi dışına yayıldığı hastalarda da kemoterapi esas tedavi
olarak kullanılabilir.
Kemoterapi, cerrahiden önce de uygulanabilir, bu uygulama
genellikle tümörün küçülmesini ve böylece daha kolay çıkarılmasını sağlar. Bu
yaklaşım ayrıca, doktorların tümörün ilaçlara nasıl yanıt verdiğini
anlamalarına olanak verir. Tümörde küçülme olmuyorsa farklı ilaçlar
kullanılabilir.
Tedavinin toplam süresi genellikle 3 ile 6 ay arasında
sürer. Tek bir ilaç kullanmak yerine, sıklıkla çeşitli ilaçlar bir arada
kullanılır.
Hormon Tedavisi
Hormonal tedavini cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi ile gerçekleştirilen ilk tedaviden tamamlayıcısı gibi düşünülebilir. Hormon reseptörü-pozitif kanserli birçok hasta için hormon tedavi, en az diğer tedavi yöntemleri kadar önemlidir. Aslında hormon tedavi, kemoterapiden daha etkili olabilir. Durumunuza bağlı olarak, doktorunuzla birlikte hormon tedavinin tek başına veya kemoterapinin ardından uygulanmasına karar verebilirsiniz.
Aşağıdaki durumlarda
hormon tedavi uygulanabilir:
İnvaziv-olmayan meme kanserlerinde (DKIS) kanserin
tekrarlama riskini azaltmak amacı ile.
Cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi gibi ilk tedavilere
tamamlayıcı tedavi olarak.
İleri evre (metastatik) hastalıkların tedavisi için.
Hem menopoz öncesi hem de menopoz sonrası dönemdeki kadınlar
için hormon tedaviler bulunmaktadır. Ancak hormon tedavi sadece hormon
reseptörü olan kanserlere sahip (hormon reseptörü-pozitif meme kanserli)
kadınlarda etkilidir. Hücreler östrojen reseptörüne, progesteron reseptörüne
veya her ikisine de sahip olabilirler.
Biyolojik Tedavi
Laboratuvar testinde HER2 adı verilen proteine fazlaca sahip
olan meme tümörüne sahip kadınlarda uygulanan bir tedavidir. Bu tedavi, HER2'yi
bloke ederek, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabilir ya da durdurabilir.
Bir kadın sistemik tedavi görmeden önce doktoruna aşağıdaki
soruları sorabilir (kemoterapi, hormon terapisi veya biyolojik tedavi):
Bir meme hastasının tedavi seçenekleri hastalığının evresi
ve aşağıdaki faktörlere göre değişir:
-Tümör boyutuna ve lokalizasyonuna,
-Tümör hücrelerinin özelliklerine
Aşağıdakiler her evre için yaygın olarak kullanılan
tedaviler. (Diğer tedaviler bazı kadınlar için uygun olabilir.) Klinik
çalışmalar meme kanserinin her evresinde bir seçenek olabilir.
Evre 0 Meme kanserlerinde
LKIS: Çoğu hastada başka bir tedaviye gerek duyulmaz. Bu
hastalar yakın takip edilirler. Bazı hastalarda riski azaltmak amacı ile hormon
terapi verilebilir. Tek memede LKIS olması her iki meme içinde kanser riskini
arttırır. Çok nadiren meme kanseri gelişme riskini azaltmak için her iki
memenin de alınması bir seçenektir. Bu hastalarda koltuk altı diseksiyonu
ameliyatına gerek yoktur.
DKIS: DKIS olan çoğu hastaya meme koruyucu cerrahi ve
takiben radyoterapi uygulanır. Bazıları hastalar total mastektomi olmayı
seçerler. Koltukaltındaki lenf bezleri genelde alınmaz. Kolan hastalara kanser
gelişimini önlemek için hormon tedavisi verilebilir.
Evre I, II, ve IIIA Meme kanserlerinde
Bu evrelerdeki hastalara kombine tedavi uygulanabilir.
Özellikle Evre I. ve II. Hastalara çoğunlukla meme koruyucu cerrahiyi takiben
radyoterapi uygulanmaktadır. Bu
evrelerin dışında memenin alınması daha çok tercih edilmektedir. Her iki
yaklaşımda da meme korunsun veya total alınsın koltuk altından lenf bezi
ameliyatı yapılmaktadır. Koltuk altında kanser hücresine rastlanırsa veya tümör
dokusunun kendisi büyükse radyoterapi tedaviye eklenir.
Meme kanseri hastasında memenin korunması aşağıdaki
faktörlere bağlıdır.
Tümörün boyutu meme boyutuna göre küçük olmalı, yeri uygun
olmalı. Ameliyattan sonra kozmetik sonuç kötü olmamalı.
Kanserin evresi yüksek olmamalı.
Kanserin belirli özellikleri
Kadının radyoterapi alabilecek durumda olması.
Hastanın bütün bilgilendirme sonrasında memesinin
korunmasını istemesi gerekmektedir.
Bazı ileri evre meme kanseri hastalarda (özellikle II veya
IIIA evre) ameliyattan önce kemoterapi görürler. Bu kemoterapi büyük tümörün
küçülmesini sağlayabilir ve böylece
memenin alınmadığı ameliyat mümkün olabilmektedir.
Meme koruyucu cerrahi ve koltuk altı diseksiyonu: Genelde
koltukaltındaki lenf bezleri alınır. Ameliyattan sonra kadının memesine ve
koltukaltına radyoterapi uygulanabilir.
Ameliyat yapmadan radyoterapi
Bunlara ek olarak
kemoterapi, hormon tedavisi veya her ikisini de uygulanabilir. Sistemik tedavi
hastalığın memeye yada başka yere geri gelmesini önler.
Eğer kanser, alınmayan memede tekrarlamış ise o meme alınır.
Eğer kanser, vücudun farklı yerlerinde oluşursa, tedavi kemoterapi, hormon
tedavisi ya da biyolojik tedaviyi kapsayabilir. Radyoterapi, göğüs duvarında ya
da vücudun belli bölgelerinde oluşan kanseri kontrol edebilir. Destekleyici
tedavi bu hasta grubunda da çok önemlidir
Cerrahi Müdahale: Tümörün çıkarılması amacıyla cerrahi işlem yapılabilir.
Radyoterapi: Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücreleri öldürülür.
Kemoterapi: İlaçlar kullanılarak kanser hücrelerinin öldürülmesi amaçlanır.
Hormonoterapi: Hormonlar üzerinde etki ederek kanser hücrelerinin büyümesini engeller.
Hedefe Yönelik Tedaviler: Belirli hedeflere yönelik ilaçlar kullanılarak kanser hücrelerinin büyümesi veya yayılması engellenir.
Meme Kanserlerinden Korunmak İçin Ne Yapılabilir?
Sağlıklı Yaşam Tarzı: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz yapma ve ideal kiloda kalma meme kanseri riskini azaltabilir.
Kendi Kendine Meme Muayenesi: Düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapmak, meme kanserinin erken tespit edilmesine yardımcı olabilir.
Rutin Kontroller: Genel cerrahi hekimi tarafından yapılan rutin muayeneler ile yapılan Mamografi ve diğer tarama testleri meme kanserleri erken teşhis edilebilir.
Meme Kanserleri Tekrarlar mı?
Meme kanseri tekrarlayabilir, bu nedenle düzenli kontroller ve takip önemlidir.
Daha fazla bilgi için uzmanla iletişime geçin
Op. Dr. Hüseyin Topçu
Adres: Kazımdirik Mh. 186/1 Sk. Doktorlar Sitesi No:1A
Bornova/İzmir
Telefon: 0 (507) 744 75 85
***Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir, işlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.
KVKK Aydınlatma Metnini Sitemizden Okuyabilirsiniz.
-KVKK aydınlatma metnine uygun olarak kişisel verilerimin işlenmesine onay veriyorum.
-Gizlilik ve Veri Koruma Politikası çerçevesinde tarafıma, pazarlama ve iletişim amaçlı ileti gönderilmesini izin veriyorum.
-6698 sayılı kanuna istinaden (KVKK) onay veriyorum.
Geniş bilgi için iletişime geçebilirsiniz
İletişim bilgilerim ise aşağıdaki gibidir:
Telefon: 0 (507) 744 75 85
Adres: Kazımdirik Mahallesi 186/1 Sokak Doktorlar Sitesi No:1A Bornova/İzmir
Mail: opdrhustopcu@gmail.com
Hormon tedavi, hormon reseptörü-pozitif meme kanserlerinde
çok etkili bir tedavidir. Hormonal tedavi, östrojen hormonunu bloke ederek,
hormonun aktif duruma geçmesini ve meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını
uyarmasını engeller.
Meme kanseri olmadığı halde yüksek risk grubunda olan
hastalarda riski azaltmak için.
Biyolojik tedavi vücudun doğal yeteneğini (bağışıklık sistemi)
aktive ederek kanserle savaşmak için kullanır. Bu tedavide kullanılan ajanlar
kanser hücrelerine tutunabilen laboratuvarda yapılmış monoklonal antikordur.
Evrelere Göre Tedavi Seçenekleri
Hastanın genel sağlık durumu ve performansına,
Menopoz olup olmadığı