Op.Dr.Hüseyin Topçu
Meme Hastalıkları Nelerdir?
Meme gelişimi anne karnında başlar, doğum sırasında meme erkekte ve kadında aynıdır. Sadece büyük süt kanallarını içerir. Ergenlikte gelişmeye devam eder. Memeler gelişimini hamilelikte tamamlar.
Meme gelişiminde östrojen, progesteron, prolaktin, tiroid
hormonları, kortizol ve büyüme hormonları gibi hormonlar etkilidir.
Meme süt üreten, 15-20 adet lobül denen bezler ve bu
üretilen sütü meme başına taşıtan kanallar, meme başı ve büyük çoğunluğunu
içeren yağlı destek dokudan oluşur. Erkeklerde süt kanalları mevcut olup, süt
üreten bezler yoktur.
Meme ile ilgili şikayetler kadınlar arasında oldukça
yaygındır. Neredeyse her iki kadından birinde hayatının bir döneminde meme ile
ilgili şikayet ortaya çıkar.
Kadınların büyük çoğunluğu hayatının bir döneminde meme
hastalıkları ya da semptomları ile ilgili
şikayet yaşarlar. Meme muayenesi ergenlikten sonra yılda 1 defa uzman
hekim muayenesi ve ultrason ile yapılmalıdır. 40 yaşa gelindiğinde muayene ve
ultrasona mamografi eklenerek yıllık meme muayenesi yapılır. Hastalarda ayda
bir kez kendi kendine meme muayenesi yaparak kendisi de aktif olarak meme
takibine katılmalıdır.
Eğer hastanın aile öyküsü (yakın akrabalarında meme kanseri)
var ise, mamografi yaşı daha erkene çekilebilir. Birden fazla yakın akrabada
kanser öyküsü olması durumunda genetik araştırma yapılabilir.
Meme
hastalıkları meme dokusunda meydana gelen farklı tıbbi durumları ifade eder. Bu
hastalıklar, iyi huylu (benign) ve kötü huylu (kanserli) olabilir. Meme
hastalıkları, hormonlar, genetik faktörler, yaş, çevresel etmenler ve yaşam
tarzı gibi bir dizi faktör tarafından etkilenebilir. Meme hastalıkları genel
olarak aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:
A-İyi Huylu Meme Hastalıkları
Meme hastalıkları denince akla ilk gelen meme kanseri
olmasına rağmen iyi huylu meme hastalıkları daha yaygın görülmektedir. Hastalar
her meme şikayetini kanser kaygı ve korkusu ile en kısa sürede çözme yoluna
başvurmaktadır.
İyi huylu meme hastalıklarının birçok bulgusu meme
kanseriyle benzerlik gösterir. Bu nedenle mutlaka meme kanseri ekarte
edildikten sonra tedavisi yapılmalıdır. Memede ele gelen her kitle kanser
değildir. Hastalar en çok meme de ele gelen kitle şikayeti ile doktora
başvurmaktadırlar. Ancak mutlaka ayrımı yapılmalıdır
İyi huylu meme hastalıkları genellikle kanser oluşturmaz, ancak
bazıları ağrıya veya şekil bozukluklarına yol açabilir. Bu hastalıklar şunları
içerir;
Meme hastalıkları nelerdir?
Meme kisti/Kistler,
Fibroadenom,
Mastodini/Mastalji(Meme
Ağrısı),
Meme başı
akıntısı,
Duktal
Ektazi,
Mastit,
İntraduktal
Papillom,
Yağ Nekrozu,
Filloid
Tümör,
Galaktosel,
Adenoizis,
Jinekomasti,
Mondor
Hastalığı,
Granülamator
Mastit gibi hastalıklardır.
Memede en sık görülen lezyonlar meme kistleridir. Memedeki
süt kanalı bezlerindeki genişlemeler sonucu oluşur. 25-45 yaş arası kadınlarda
daha sık görülür. Tek ya da birden fazla olabilir. Tek ve belli bir büyüklüğe
ulaşan kistler kontrol sonrası kist içindeki sıvı iğne ile boşaltılabilir. Kist
içeriğinden patolojik inceleme yapılır. Kist içinden alınan sıvının özelliğine
göre cerrahi gerekebilir. Kist boşaltıldıktan sonra tekrarlayan kistler için de
cerrahi önerilir. Çoğunlukla memede ağrı ve ele gelen kitleyle fark edilir.
Kistler çoğalabilir büyüyebilir kaybolabilir bunlar kanser habercisi olarak
değerlendirilmezler.
-Açıklama:
Meme dokusunda sıvı dolu keseciklerdir. Genellikle 35 yaş üstü kadınlarda görülür.
-Belirtiler:
Ağrılı olabilir, özellikle adet döngüsü sırasında. Genellikle yumuşak ve
yuvarlak şekilli kitlelerdir.
-Tedavi:
Kistlere ultrasonografi ile tanı konur. Küçük kistler tedavi gerektirmezken,
büyük ve ağrılı kistler sıvı drene edilerek tedavi edilebilir.
Kistin Cerrahi
Endikasyonları
Kist
içerisinin boşaltıldıktan sonra kitle kalması,
Kist
içerisinin kanlı olması,
Patolojik
incelemenin şüphesi,
Aspirasyon
sonrasında tekrarlaması.
-Açıklama:
Meme dokusunda sıvı dolu keseciklerdir. Genellikle 35 yaş üstü kadınlarda görülür.
-Belirtiler:
Ağrılı olabilir, özellikle adet döngüsü sırasında. Genellikle yumuşak ve
yuvarlak şekilli kitlelerdir.
-Tedavi:
Kistlere ultrasonografi ile tanı konur. Küçük kistler tedavi gerektirmezken,
büyük ve ağrılı kistler sıvı drene edilerek tedavi edilebilir.
2-Fibroadenom
Fibroadenomlar kistlerden sonra memede en sık görülen ele gelen kitle sebebidir. 30 yaş altında sık görülür. Gebelikte büyümeye eğilimlidir. Düzgün sınırlı, sert ve hareket eden kitlelerdir. Boyutları değişkendir. Genellikle 2-3 cm ve üzeri olan fibroadenomların cerrahi olarak çıkarılması önerilmektedir. Büyük çogunluğunda takipte kalmak yeterlidir.
Fibroadenomlar kansere dönüşmez. Hızlı büyüme görülebilir.
Ergenlik döneminde görülen ve 5 cm’den büyük olan fibroadenomlarında cerrahi
olarak çıkarılması önerilir. Bunun dışında şekil bozukluğu içeriyor veya hasta
rahatsızlık duyuyorsa cerrahi önerilir. Doğum kontrol hapı kullanımı
fibroadenomlarda artış göstermez. Fibroadenomlar kendiliğinden kaybolma
eğiliminde değildirler ve ancak büyük boyutlara gelmediği sürece takipte
kalınması yeterlidir.
-Açıklama:
Meme dokusunda sert, yuvarlak ve pürüzsüz kenarlı kitlelerdir. Genellikle genç
kadınlarda görülür.
-Belirtiler:
Ağrısız, hareketli ve genellikle sıkı bir kitle olarak hissedilir.
-Tedavi:
Çoğu fibroadenom tedavi gerektirmez, ancak büyüme veya ağrı varsa cerrahi
olarak çıkarılabilir.
Açıklama: Meme dokusunda anormal büyüme ve sıvı birikmesi sonucu meydana gelen bir durumdur. Meme dokusunda kalınlaşma ve yoğunlaşma olabilir.
Belirtiler:
Adet dönemi öncesi ağrı, şişlik ve sertlik hissi. Kitleler genellikle
ağrılıdır.
Tedavi:
Genellikle tedavi gerektirmez, ancak ağrıyı hafifletmek için ilaçlar
kullanılabilir.
4-MastitMastit meme dokusunun bir enfeksiyon ajanı ile ortaya çıkan
enfeksiyonudur. Genellikle emzirme döneminde görülür. Meme başındaki çatlak ve
erozyonlardan giren bakterilerle oluşur. Memede sertlik, kızarıklık, ağrı, ısı
artışı meydana gelirken ateş yüksekliği, genel durum bozukluğu görülebilir.
Sıklıkla doğru yöntemle yapılmayan emzirmeler sonucunda ortaya çıkar.
Eğer bu durum ilerlerse, memede apse gelişebilir. Meme
apsesi oluşmadan enfeksiyon bulguları saptanırsa antibiyotik ile tedavi edilir.
Emzirme durdurulabilir. Tedavi geciktiği taktirde tek ya da çok sayıda apse
görülür. Eğer apse oluşmuş ise mutlaka boşaltılması ve alınan örnekten kültür
antibiyogram yapılarak uygun antibiyotik tedavisi verilir. Emzirme dışında
meydana gelen enfeksiyonlar subareolar mastit olarak adlandırılır. Bu da meme
başı etrafında gelişen bir iltihap çeşididir. Sigara kullanımıyla
ilişkilendirilir. Hastalarda oluşan şikayetler ilerlemeden mutlaka erken
dönemde değerlendirilerek tedavisi düzenlenmelidir.
Tedavisinde antibiyotik kullanılır. Apse gelişir ise, apse
drene edilmelidir. Tekrarlama eğilimi gösterebilir. Mastit tanısı konmuş
hastalar antibiyotik tedavisi alırken emzirmeye devam edebilir. Yeterince
memenin boşalmadığı düşünülür ise pompa yardımı ile memedeki süt boşaltılır ve
işlem öncesinde sıcak uygulama yapılabilir. Sıcak uygulama, meme boşalmasını
rahatlatıp, hızlandırır. Kronik hastalığı olanlar ve immünitesi baskılanmış
hastalarda memenin başka yerlerinde de enfeksiyon gelişebilir. Tedavi yine
antibiyotik, apse gelişmişse drenaj, eğer şüpheli bir durum veya kitle söz
konusu olursa biyopsi ile meme kanseri ekarte edilmelidir.
-Açıklama:
Meme dokusunun iltihaplanmasıdır. Genellikle emziren kadınlarda görülür, ancak
diğer nedenlerle de gelişebilir.
-Belirtiler:
Meme derisinde kızarıklık, şişlik, ağrı ve sıcaklık hissi. Ayrıca ateş ve
halsizlik de görülebilir.
-Tedavi:
Antibiyotik tedavisi gerektirir. Şiddetli vakalarda cerrahi drenaj yapılabilir.
Meme başı arkasındaki kanallar içerisinde oluşan iyi huylu kitlelerdir. Genellikle 40-50 yaş arası görülür. Meme başı akıntısıyla kendini gösterir. Akıntı değişik özelliklerde olabilir. Muayenede ele gelme olasılığı azdır. Gerektiği durumlarda cerrahi olarak içinde bulunduğu kanalla ile birlikte çıkartılır. Kanlı meme başı akıntısının en sık rastlanılan sebebidir.
-Açıklama:
Meme kanalında gelişen iyi huylu tümörlerdir. Genellikle tek bir kanal içinde
yer alır.
-Belirtiler:
Meme ucundan kanlı akıntı gelmesi. Kitle genellikle elle hissedilemez.
-Tedavi:
Cerrahi olarak çıkarılabilir.
Kadınlarda en sık görülen meme şikayetidir. Büyük bölümü
fizyolojik ağrı dediğimiz mensturasyon öncesi hormonal değişikliklere bağlıdır.
Meme ağrısıyla kanser birlikteliği nadir görülür. Meme kanserleri genellikle
ağrısız seyreder. Meme ağrısının en sık sebebi hormonal değişikliklerdir. Ancak
hastaları en çok rahatsız eden ve kaygılandıran doktara gitmesini sağlayan
şikayetlerdendir. Hastalar kas ağrısı ile meme ağrısını ayırt etmekte
zorlandıkları için çoğunluğu kas ağrısı olan şikayetleri de meme ağrısı olarak
biledirirler.
Fibrokistik meme yapısına sahip kadınlarda, adete yakın dönemlerde adet ağrısı sıklıkla gözlenir. Meme ağrısı olan her hasta mutlaka hekim tarafından değerlendirilir. Muayene ve tetkikleri yapıldıktan sonra normal olarak değerlendirilirse semptomatik tedavi edilir. Bazı durumlarda kafein, tuz ve yağ kısıtlaması, destekleyici südyen kullanımı önerilir. Medikal tedaviden de fayda görür. Meme ağrısı ile kanser birlikteliği nadir olarak gözlenir.
7- Yağ Nekrozu
Nadir görülen bir meme lezyonudur. Yağ dokusundan zengin
olan memelerde görülür. Travma ve enfeksiyon nedeniyle oluşabilir. Kitle
oluşturması meme başında veya derisinde çekinti oluşturması nedeniyle kanser
ile karışabilir. Radyoterapi ve segmental rezeksiyon sonrası sık görülür.
Muayene ve mamografi bulguları meme kanserine çok benzediğinden biyopsi ya da
açık cerrahiyle kesin tanı ve tedavisi yapılır.
8- Filloid Tümör
(Sistosarkoma Filloides)Filloid tümör, fibroadenomun bir türü olarak kabul edilir.
Hızlı büyüdüğü için ilk başvuruda fibroadenomdan daha büyük boyuttadır. Bu
tümör genellikle iyi huyludur. Nadir olarak kötü huylu türüne rastlanır.
Muayenede sert, hareketli ve lobüllü bir kitle olarak ele gelir. Büyüklüğü 3-4
cm üzerindedir.
İyi huylu olan türün tedavisinde etrafında meme dokusuyla
birlikte kitlenin çıkartılması yeterlidir. Görüntü olarak karnabahar
görünümünde olup, kistik boşluklara doğru gelişen polipoid kitle şeklindedir.
Mamografide fibroadenomdan ayırt edilemez. Fibroadenoma göre daha ileri
yaşlarda görülür.
Memede görülen kitlelerin %1’inden daha azını oluşturur.
Kötü huylu olanlarda basit mastektomi yeterlidir. Koltuk altı lenf bezlerine
yayılım bildirilmemiştir. Bu yüzden koltuk altı cerrahisi yapılmaz. Sıklıkla
memede lokal nükslerle seyreder.
9- GalaktoselEmzirme döneminde veya emzirme kesildikten sonra görülen
nadir bir hastalıktır. Sütün kistik bir yapıda birikmesiyle oluşur.
10- AdenozisMeme dokusundaki süt üreten yapıların/kanalların çoğalmasıyla meydana gelen iyi huylu bir oluşumdur. Memenin herhangi bir yerinde olabilir. Sınırları net olmayan nodüller olarak ele gelir. Lezyon yaşlandıkça fibrozis gelişir. Kesin tanı için biyopsi yapılır.
Erkeklerde görülen çeşitli faktörlerin etkisiyle meme
büyümesidir. Jinekomasti fizyolojik olarak yenidoğan dönemi, ergenlik ve yaşlılık
döneminde de görülebilir. Patolojik jinekomasti ise, birçok kronik hastalık,
ilaç ve tümörle birliktelik gösterebilir. Ancak genel olarak jinekomasti, erkek
memesinde kanser riskini artırmaz. Hastaların büyük çoğunluğu estetik kaygı ile
doktora başvurmaktadırlar.
Oluşumunda östrojen hormon fazlalığı, androjen yetmezliği ve
ilaçlar rol oynar. 10 yaş altı çocuklarda erken ergenlik bulgularıyla olan veya
olmayan jinekomasti, tümör açısından endokrin değerlendirme gerektirir.
Ergenlik döneminde görülen jinekomasti tedavi edilmez, 2-3 yılda kendiliğinden
düzelir ve genellikle tek taraflıdır. Nadiren tedavi gerektirecek kadar ciddi
olursa veya kontrol süreci içerisine gerilemez ise, psikolojik sorunlara yol
açarsa, cerrahi düşünülebilir.
Yaşlılık da görülen jinekomasti ise genellikle iki
taraflıdır. Jinekomastili hastalarda ortaya çıkan ciddi ağrı, hassasiyet ve
sosyal hayatı bozan durumlarda tedavi gerektirir. Medikal tedavi
kullanılabilir. Cerrahi; kanser tanısı konulur ise ve kozmetik nedenlerle
yapılır.
Cerrahi olarak subkutanoz mastektomi denilen jinekomasti
dokusunun alınması şeklindedir. Kanser ekarte edilirse liposuction gibi minimal
invaziv cerrahi yöntemler kullanılabilir. Jinekomasti, meme kanserine yol açan
bir lezyon değildir.
12- Mondor Hastalığı
Memenin yüzeyel toplardamarlarında pıhtılaşma ve buna bağlı olarak gelişen enflamasyon halidir. Oluşumunda lokal travma ve zorlayıcı sert hareketler sorumlu tutulur. Olayın başlangıcında memede lokalize ağrı ve hassasiyet vardır. 3-4 hafta içerisinde ağrı azalır. 5-6 hafta içerisinde lezyon tamamen kaybolur. Genellikle tedavi gerektirmez.
Gelişmekte olan ülkelerde ve immünitesi baskılanmış
hastalarda sık görülür. Geçirilmiş enfeksiyon ve travma nedenleri arasında
olabilir. Görüntüleme yöntemleriyle kanser, sıklıkla karıştırılabilir.
Antibiyotik tedavisine rağmen tekrarlayan apseler görülebilir.
Görüntüleme yöntemlerine rağmen kanserden ayırmak oldukça
zordur. Kesin tanı için mutlaka biyopsi gerekir. Küçük kitleli hastalar takip
edilebilir. Birden fazla odakta ise immüniteyi baskılayan ilaçlar
kullanılabilir. Bağışıklığı baskılayan ilaçlara cevap verirse cerrahi olarak
çıkarılabilir. Bunun dışında enfeksiyona bağlı olan mastitte, tüberkülöz,
sarkoidoz, tifo, mantar enfeksiyonları gibi enfeksiyon kaynaklara sebep
oluşturur.
Genç, doğurganlık çağındaki hastalarda idiopatik lobüler
granülamatoz mastit sık görülür. Bu tür diğer enfeksiyon kaynaklarına bağlı
olan granülamatoz mastitlerden ekarte edilmelidir. Çoğunlukla sebebi bilinmemektedir.
Memede kitle, apse ve tekrarlayan akıntıya sebep olan
lezyonlar görülür. Buna bağlı tekrarlayan mastit, apse ve meme başında çekinti
olabilir. Meme kanserinin ayırtıcı tanısı yapılmalıdır. Tedavisinde kitle ve
akıntı yapan sinüs ağızlarını içine alacak şekilde total eksizyon ile tedavi
edilir.
14- Meme Başı
Akıntısı
Meme başı akıntısı da kadınlar arasında sık gözlenen
şikayetler arasındadır ve değişik zamanlarda ortaya çıkabilir. Memenin
sıkılarak meme başından akıntı gelmesi normal olarak kabul edilir. Meme başı
akıntısının ciddiye alınması ve kanser ile ilişkilendirilebilmesi için
kendiliğinden akıntının olması gerekir. Meme provakasyonu denen sıkma gibi
işlemlerde meme başından akıntı gözlenir ancak bu bulgu hastalığı işeret etmez.
Meme başı akıntısı bulunan kadınlarda akıntının
kendiliğinden olması ve kahverengi-kırmızı renkte olması kanseri
düşündürebilir. Özellikle kanlı ya da kahverengi renkte önemli bir bulgudur.
Böyle durumlarda meme başı akıntısından örnek alınarak laboratuvar incelemesi
yaptırılmalıdır. Ancak her meme başı akıntısı aksi ispat edilene kadar
patolojik kabul edilmelidir. Meme başı akıntısının büyük çoğunluğu doğum
kontrol hapına, gebeliğe, mensturasyona, travmalara, mekanik uyaranlara ve
ilaçlara bağlı olarak gelişir. Fizyolojik akıntılar genelde tedavi gerektirmez.
Meme başı altında yer alan meme kanallarının genişlemesi ve bunların çevresinde inflamasyon ve fibrozis denilen değişikliklerle karakterize bir durumdur. Meme başından berrak, kanlı veya iltihaba benzer akıntıya neden olabilir. Muayenede kitle olarak ele gelebilir. Duktal Ektazi rahatsızlığı nadir olarak cerrahi gerektirir. Cerrahisinde genişlemiş olan meme kanalıyla birlikte etraf dokuların çıkarılması yeterlidir.
B-Kötü Huylu Meme Hastalıkları olan Meme Kanserleri
Meme kanseri, meme dokusunda anormal hücrelerin büyümesi sonucu oluşur ve hızla çevre dokulara yayılabilir. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür.
-Açıklama:
Meme kanserinin en yaygın türüdür. Meme kanallarından başlayarak meme dokusuna
yayılır.
-Belirtiler:
Genellikle meme dokusunda sert bir kitle, şekil bozukluğu, meme ucunda çekilme
veya deride portakal kabuğu görüntüsü görülebilir.
2-İnfiltratif Lobüler Karsinom
-Açıklama:
Meme kanserinin bir diğer türüdür. Meme lobüllerinden (süt üreten bezlerden)
kaynaklanır ve genellikle iki meme de etkilenebilir.
-Belirtiler:
Bazen kitle hissedilmez, ancak memede kalınlaşma veya yoğunlaşma olabilir.
3-Duktal Karsinoma In Situ (DCIS)-Açıklama:
Kanser hücreleri yalnızca süt kanallarında bulunur ve henüz çevre dokulara
yayılmamıştır. Erken evrede yakalanabilir.
-Belirtiler:
Kitle veya meme ucundan akıntı olabilir. Erken dönemde belirti vermez.
4-Lobüler
Karsinoma In Situ (LCIS)-Açıklama:
Meme lobüllerinde kanser hücreleri bulunur, ancak kanser henüz memenin dışında
bir yere yayılmamıştır. DCIS'e benzer şekilde, genellikle belirti vermez.
-Tedavi:
LCIS'in varlığı, meme kanseri gelişme riskini artırabilir, bu yüzden izlem ve
gerekirse profilaktik tedavi önerilebilir.
-Açıklama:
Meme kanserinin nadir ancak agresif bir türüdür. Meme derisi kızarır, şişer ve
sıcak olur. Genellikle ağrı ve hassasiyet de vardır.
-Belirtiler:
Meme cildinde portakal kabuğu görünümü, şişlik, ağrı ve hızla büyüyen kitleler.
6-Meme Kanseri Metastazı
-Açıklama:
Meme kanseri, vücudun diğer bölgelerine (örneğin akciğer, karaciğer, kemik)
yayılabilir.
-Belirtiler:
İleri evrelerde diğer organlara bağlı semptomlar görülebilir. Örneğin, kemik
ağrıları veya nefes darlığı.
-Meme
Fibromyoid Kitleleri: Hem iyi huylu hem de kötü huylu olabilen kitlelerdir.
Çoğu benign olup, cerrahi olarak çıkarılabilir.
-Meme Ucu
Çekilmesi: Genetik veya hastalık kaynaklı olarak meme ucunun içeriye doğru
çekilmesidir. Bazı durumlarda meme kanseri belirtisi olabilir.
-Meme
Çevresinde Ağrı (Mastodinya): Meme dokusunda ağrı hissi. Adet dönemiyle
ilişkili olabileceği gibi, başka bir sağlık sorununun belirtisi de olabilir.
Meme
hastalıkları genellikle çeşitli risk faktörlerine bağlı olarak gelişir. Bunlar
arasında şunlar yer alır:
-Yaş: Meme
kanseri riski, yaşla birlikte artar.
-Genetik
Faktörler: Ailede meme kanseri öyküsü, BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları.
-Hormonlar:
Hormon tedavileri, doğum kontrol hapları, erken adet görme ve geç menopoz gibi
durumlar.
-Yaşam
Tarzı: Alkol tüketimi, obezite, egzersiz eksikliği gibi faktörler meme kanseri
riskini artırabilir.
Meme Muayenesi
Meme muayenesi, ultrason ya da mamografi hastanın kanser
oluşumunu engellemez. Ancak düzenli takip ve tedavi yöntemleriyle oluşabilecek
meme kanseri çok erken teşhis edilerek tedavisi yapılabilir. Hastayı hekim
yılda 1 kez görür. Bu yüzden her kadın, her ay düzenli olarak kendi kendine
meme muayenesi (ilgili bölümde ayrıntılı bilgi alabilirsiniz) yaparak yılda
yaklaşık 12 kez kendini değerlendirme fırsatı bulur.
Kendi kendine meme muayenesindeki amaç hastanın kendine tanı
koyması değil, rutin kontrol öncesi saptamış olduğu anormalliği, yıllık
kontrolü beklemeden hekimle paylaşmasıdır. Düzenli yapıldığı taktirde
hastaların farkındalığı artar ve hastalık ile ilgili ciddiyeti anlamaları
kolaylaşır. Memede bir takım değişiklikler hastayı endişeye düşürebilir.
Meme başında doğumsal olan çekintiler, patoloji teşkil
etmez. Ancak yeni meydana gelmiş meme başı çekintisi kanser şüphesi ile
değerlendirilmelidir. Hiçbir kadında meme simetrik değildir. Bu asimetri gözle
fark edilebilecek kadar bariz olabileceği gibi, çoğunlukla fark edilemez. Bu
durumda patoloji teşkil etmez. Ancak hastalar arasında estetik anlamda sıkıntı
yarattığı bilinmektedir.
Meme Ultrasonu ve
Mamografi
Meme kontrolleri en az yıl da bir kez ve düzenli olarak
yapılmalıdır. Birçok hasta sadece mamografi yaptırmanın yeterli olduğunu
düşünse de ve değişik branşlar tarafından değerlendirilse de meme
hastalıklarının takip, tedavi ve cerrahisi genel cerrahi bölümü tarafından
yapılır. Muayene, meme ultrasonu ve mamografi birlikte yapıldığında bir
bütünlük teşkil eder. Birbirinin tamamlayıcısıdır. Gerek duyulduğu taktirde
meme MR gibi ileri tetkiklerde yapılabilir.
Hastalar için diğer bir kaygı verici durumda mamografi
sırasında memeye X ışını verilmesidir. Ancak rutin kontroller sırasında yapılan
mamografinin kanser riskini artırmadığı belirtilmiştir. Hastalar mammografiyi
ağrılı bir tetkik olarak düşünmekle birlikte çok kısa sürede yapılan ve her
hasta için ağrı eşiği farklı olduğundan dolayı ağrıyı farklı olarak
tariflemektedirler ancak hissettikleri ağrıyı da kabul edilebilir olarak
bildirmektedirler.
Dünyada ortalama 8 kadından 1’inin meme kanseri olduğu
bilinmektedir, bu da düzenli meme kontrolünün yapılmasını önemli hale
gelmektedir.
Şu andaki mevcut tedavi yöntemleriyle meme hastalıkları ve
meme kanseri tedavi edilebilmektedir.
Bütün bu kontrollerdeki amaç erken tanı koyarak, hastaya daha etkili ve daha az
cerrahi ve medikal sıkıntı yaşatmayı amaçlamaktadır.
Meme hastalıklarının
erken teşhisi, tedavi sürecinde büyük önem taşır. Mamografi, ultrasonografi ve biyopsi gibi
yöntemlerle hastalıklar erken dönemde saptanabilir. Meme kanseri gibi kötü
huylu hastalıklar için cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavisi
gibi yaklaşımlar uygulanabilir.
Meme
sağlığını korumak için düzenli muayeneler ve tarama testleri önerilmektedir.
**Daha fazla
bilgi için uzmanla iletişime geçin
Op. Dr. Hüseyin Topçu
Adres:
Kazımdirik Mh. 186/1 Sk. Doktorlar Sitesi No:1A
Bornova/İzmir
Telefon: 0 (507) 744 75 85
***Her
cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir,
işlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.
KVKK
Aydınlatma Metnini Sitemizden Okuyabilirsiniz.
-KVKK aydınlatma metnine uygun olarak kişisel
verilerimin işlenmesine onay veriyorum.
-Gizlilik ve Veri Koruma Politikası
çerçevesinde tarafıma, pazarlama ve iletişim amaçlı ileti gönderilmesini izin
veriyorum.
-6698 sayılı
kanuna istinaden (KVKK) onay veriyorum.
Geniş bilgi
için iletişime geçebilirsiniz
İletişim
bilgilerim ise aşağıdaki gibidir:
Telefon: 0 (507) 744 75 85
Adres: Kazımdirik Mahallesi 186/1 Sokak
Doktorlar Sitesi No:1A Bornova/İzmir
Mail:
[email protected]